kurumsal-davet etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kurumsal-davet etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

13 Kasım 2015 Cuma

Silverline Ankastre ile Mutfak

Geçtiğimiz hafta Silverline Ankastre' nin davetiyle Mama Shelter Hotel' de bir araya geldik. Otelin 4. katındaki alan bu tip organizasyonlar için biçilmiş kaftan, bunu zaten biliyorduk ama Silverline resmen mutfaklar yaratmıştı. Çağdaş ve gelenekseli buluşturduğu ürünlerinin en çarpıcı örneklerini enfes bir şekilde sergilemişlerdi.


Marka 1994 yılında Merzifon' da kurulmuş ancak bugün ünü ülkeleri kıtaları aşıyor. 2 kez en yenilikçi marka ödülleri de dahil olmak üzere 100' ün üzerinde tasarım ödülü almış ve 70 ülkeye ihracat yapıyor. Bu verileri neden mi veriyorum? Silverline' a marka olarak çok aşina olmama rağmen teknolojiyi bu denli odak noktasında tutan yeniliğe önem veren bir yanı olduğunu bilmiyordum. Açıkçası ürünleriyle tanışınca hepsini ayrı ayrı beğendim.



Designline ve Retroline olarak iki klasmanda üretimi var. #zamaniolmayantasarimlar dediğimiz ürünler country veya retro mutfak isteyenlerin rüyalarını süsleyen cinsten. Çizgileri çok net, yalın ve nostaljik.


Şirketin satış pazarlama müdürü Mehmet bey bize önce şirketten genel hatlarıyla bahsetti. Kalite-hizmet-tasarım üçgenindeki anlayışa mutfak kaskosu gibi farklı alanlarla katma değer kazandırdıklarına değindi. Ayrıca çok geniş bir yetkili servis ve satış sonrası hizmet ekibi olduğunu da belirtmeden geçmeyelim. Malum beyaz eşya alırken iyi hoş ama servise işin düştü mü asıl yüzünü belli eden bir sektör.  


Sonra da firmanın tasarımcılarından Beyza hanım ürünleri tek tek tanıttı.


Genelde ev içinde aşırı yoğun teknoloji kullanımını ve minimal görüntüleri sevmem. Ama Designline' daki tüm davlumbazlara bayıldım. Hepsi ayrı ayrı özelliklerde cezbedici. Kullanım avantajları bir yana görsel zenginlikleri de cabası.


Lift Up denen bu model yükseklik ayarıyla dumanlı pişirmede maksimum etkiyi göstermesi açısından bir deha diyebilirim. Özellikle mutfaktaki adalar üzerinde kullanımı daha rahat. Evde yoğun yemek kokusundan hoşlanmayan eşim bunu duysa o an gidip alır sanırım :)



Ama serideki favorim kesinlikle "to the point". Kullanıcı odaklı tasarlanan bu modelde kontrol paneli yok sezgisel tasarım var! İlgili alana şöyle bir dokunmak açıp kapamak için yeterli.


Instagram' da da paylaşmıştım bu bordo üçlemeyi. Bence herkesin bordo bir fırın-davlumbaz-ocak takımı olmalı. Aşırı sevimli değil mi sizce de?



Etkinlikte bizlere ekranlardan tanıdığımız şef Yağız İzgül eşlik etti ve "Hikayesi Tadında  Yemekler" kitabını imzaladı. "Dekorasyonu bırak yemeğe bak" diye imzalaması benim gibi boğazına düşkün bir insan için fazla tehlikeli oldu ama ben ilk fırsatta kitaptan tarifleri deneyeceğim, o gün bizler için yaptığı mis gibi tereyağ kokulu cevizli brittledan başlayarak.


White Country House blogun yazarı sevgili Ayşenur ile etkinliğin keyfini çıkardığımız doğrudur ;)

Geçmişten geleceğe uzanan yelpazesinin bir ucundan diğerine yapacağınız yolculuktan inanın siz de keyif alacaksınız. Geniş ürün skalasını görmek için mutlaka Silverline bayilerine bir uğrayın bu ara... Mutlu ve dopdolu bir haftasonu geçirmenizi dilerim.

14 Ekim 2015 Çarşamba

Cotton Box Lansmanı ve 5 Çayı

#yatağımdasonbahar hashtagi ile davet etti bizleri Cotton Box önceki hafta. Ritz Carlton Hotel' de sonbahar dinginliğine yakışır bir 5 çayı organizasyonu ile ağırlandık. %100 pamuk kullanımını, dokunduğunuz anda hissettiğiniz yumuşacık ürünlerini incelemek için bir araya geldik. Yönetim kurulu başkan yardımcısı Nihat Turgut bey samimi anlatımıyla Sümerbank' ın ekli basmalarından dünyaya ev tekstili modası satar hale gelişimize keyifli bir anlatımla değindi.  






Dünya çapında yüzün üzerinde desen ofisiyle çalışan firma renk-konsept çalışmasına ayrı önem veriyor. Bunu seçilen desenlerde rahatlıkla hissedebiliyorsunuz. 




Bu sezonun yeniliklerinden de bahsedersek hemen kendime yakın olana değinmek istiyorum. Malum bebek nevresimi ve ebeveyn nevresimi ayrıdır genelde. Cotton box bir süre anne baba odasında beşikte yatan bebeklerin seti ile ebeveyn setini takım haline getirmiş. Hepsi farklı desen olup cümbüş yaratmasından hoşlanmayanlar için değerlendirilebilecek bir çalışma olmuş.




Kış aylarına sıcacık uyum sağlayan nostaljik naif dantelleri de bu sezon nevresim takımlarına uygulamış.




Anne bebek setleri kullanmak istemeyenler için de baskılı sevimli bebek nevresimleri mevcut.



Cotton Box, ürünlerini her şeyi bulabildiğimiz avmlerden uzak tutuyor. Marka stratejisi ise çeyiz ürünü bulabileceğiniz çoğu noktada bulunabilmek. Bu alanda belli yerler ziyaret edildiğinde ürünlerine rahatlıkla ulaşılabilir. Cotton Box' ı birbirinden şık tasarımları için tebrik ediyor, kendilerinin ufak jesti için de teşekkür ediyorum.




26 Eylül 2014 Cuma

Koçtaş 2014/2015 için Geri Sayım

Yeni sezon, yeni mevsim, değişim, hazırlıklar, koleksiyonlar... Sadece bu alt başlıklar bile heyecan verici değil mi? Önümüzdeki hafta Koçtaş, 2014-2015 dekorasyon kataloğunun stil tasarımcıları Murat Tamgüç ve Bertan Berk ile bizleri keyifli bir etkinliğe davet ediyor. Ben de orada olacağım, çarşamba günü yine Instagram' dan beni an be an takip edebilir, yazıyı burada paylaşmadan önce detaylar hakkında fikir sahibi olabilirsiniz ;) Takipte kalın, sevgiler...



4 Ağustos 2014 Pazartesi

Düğün Dosyası: Mori Events ile Röportaj #9

Onların adını duymayan kaldı mı bilmiyorum ama yaptıkları işler bu 5 başarılı Mori kızını çoook ilerilere taşıdı. Doğumgünleri, babyshower, bekarlığa veda organizasyonlarıyla çıktıkları bu yolda artık birbirinden şahane düğünlere de imza atıyorlar. Nişantaşı' ndaki şık ve cool ama aynı zamanda da sizi saran bir sıcaklığa sahip ofislerinde ziyaret ettim Mori Events' i. Yazı içinde bu ferah ofisten dekorasyon detaylarını da bulacaksınız. Lafı fazla uzatmadan sizi tanıştırayım: İşte Hande, Sena, Hüma, Şeyma ve Gamze...



Decoridea: Mori Events nasıl oluştu, isminizin anlamı nedir? 

Hande: Hepimiz zaten 20-25 yıllık arkadaşlarız ve her zaman kendimiz için yaptığımız işlerde hep çok özenir, detaylara önem verir ve titizlenirdik. Daha o zamanlar "organizasyon" ismi yokken biz bunu ortaya koyuyorduk. Yine kendimiz için yaptığımız bir işin ardından bir araya gelme fikri ortaya çıktı çünkü kendi adımıza bunun boşluğunu hissettik. İlk işimiz Gamze' nin bebeği içindi, bir baby shower yaptık, o ilk günün heyecanını hala hissederiz. İsim aşamasına geldiğimizde yine ortak noktamızdan yola çıktık. Hepimiz göçmeniz, bizde küçük çocuklar "mori kız, mori çocuk" diye çağırılır, neden olmasın dedik, isim annemiz Şeyma' dır, hepimiz hemen benimsedik.

Şeyma: Biz çocukluğumuzda oyun oynarken bile tam bir event ortaya koyardık, kostümlü senaryolu.



D: Öncesinde neler yapıyordunuz? Aldığınız eğitimler ne yöndeydi?

Hande: Ben marka yöneticisi, pazarlama müdürüydüm. Evlendikten sonra kariyerime arkadaşlarımla devam etmeye karar verdim. 

Gamze: Ben Yeditepe Üniversitesi Kamu Yönetimi mezunuyum, sonrasında sigortacılığa yöneldim, Yapı Kredi sigortada staj yaptıktan sonra kendi sigorta şirketimize geçtim. Akabinde hamilelik ve doğum izni sonrası Mori oluştu.

Sena: İnternet gazeteciliği okudum. Çok uzun bir çalışma hayatım yok zaten ben iş ararken Mori' ye dahil oldum.

Şeyma: Görsel iletişim tasarım mezunuyum. Saatchi & Saatchi' de junior art director olarak başladım. Doğan Yanıcı' nın ajansında sanat yönetmenliği yaptım. Evlendikten sonra yurtdışına gidip geldim birkaç yerde çalıştım ama içime sinmedi ve Mori süreci başladı.

Hüma: Ben şehir planlamacısıydım, 6 yıl bir proje firmasında çalıştım, işin alaylı kesimindenim. Evlendikten sonra benim de ara verdiğim dönemde ortak paydamızda buluştuk.

D: Bu bütünlüğü yakalayıp yeni bir iş ortaya çıkarırken görev dağılımınızı nasıl yapıyorsunuz?

Hande: Buradaki tüm parçalar hayatın direği, bir şeye odaklanırsanız zaman zaman sığ kalabilirsiniz. O yüzden Mori her açıyı farklı bir gözle ele alıyor ve neticede hepimiz bir puzzle tamamlar gibi elimizdeki işi tamamlıyoruz. Müşteri bize geldiğinde her zaman beşimiz toplantıya giremesek bile toplantı sonucunda bir fikir ortaya çıkıyor ve hemen onu şekillendirmeye başlıyoruz hem aklımızda hem gerçekten çizime dökerek. Sonrasında da atölye çalışması başlıyor.



D: Beyin takımı 5 Mori kızı. Peki arkanızda kaç kişilik bir ekip var?

Hande: Satınalmaları yaptığımız tedarikçilerimiz var, ofisimizde 2 arkadaşımız daha var biri tasarım olarak diğeri tüm ekibe yardımcı olan. Ama son 6 aya kadar her şeye beşimiz yetişiyorduk.

D: Piyasada bu kadar organizasyon firması varken insanlar neden Mori Events' i seçiyor?

Hüma: Sanırım insanlara biraz daha farklı geldik, aynı zamanda genç bir grup olmamız da onların kafa yapısına yakın olmamızı sağlıyor.

Şeyma: Bu sektörde büyük firmalarla çalışmaya başlıyoruz yavaş yavaş ve toplantılara girdiğimizde genel orta yaşsa biz daha genç kaldığımız için bu farklılığı yansıtabiliyoruz. Taze kan her zaman iyidir. Şu an her köşe başında satılıyor belki ama biz 1,5 yıl önce kavanoz pastayla çıktığımızda bu o zaman için bir yenilikti. Bunu görenler demek ki bunu böyle farklı ortaya koyanlar farklı işler de yapabilirler diye düşündüler sanırım.

Hande: Gelen çoğu mail de " siz hep farklı şeyler yapıyorsunuz, ben de farklı bir organizasyon istiyorum" şeklinde oluyor. 

Gamze: Ya da var olan bir şeyi nasıl farklılaştırabiliriz ona yöneliyoruz. En güzel örneği de Buse Terim' e yaptığımız nişan tepsisiydi. Bundan sadece 6 ay kadar önce yüzük yükseltisi diye bir şey çıkardık, aslında endüstriyel bir tasarım, şimdi aldı yürüdü, artık biz yapmıyoruz.

Şeyma: Tükenen ve tüketilen bir sektör o yüzden her zaman birkaç adım önde olmaya çalışıyoruz. Yurtiçi ve yurtdışı fuarları takip ederek kendimize yatırım yapıyoruz, buralardan besleniyoruz.



D: Size belirli bir konsept veya taleple gelinmediğinde ilhamınızı nelerden alıyorsunuz?

Şeyma: İzlediğimiz bir filmdeki bir sahne bile toplantı sırasında bir anda gündeme oturabiliyor, bunu buraya uygulayabiliriz diye düşünüyoruz. Okuduğumuz bir yazı, kitap, gazete manşeti herhangi bir renkten bile ilham alabiliyoruz.

Hüma: Beşimiz yemeğe çıktığımızda bile dünyaya bakışımız, algımız çok farklı işliyor.

D: Organizasyonlarda size ne kadar zaman önce gelmeliler? Baby shower, doğumgünü veya düğün?

Sena: Fikir üreten bir takım olduğumuz için yaratıcılığın artabilmesi için biraz zamana ihtiyacımız oluyor. Önceden çalıştığımız bir şeyse 2 hafta gibi bir süreçte hazırlanabiliyoruz. Fakat bir doğum günü için 1 ay istiyoruz. Ama düğün söz konusu olduğunda olay tamamen değişiyor. Konsept çalışıldığı için daha uzun bir süreye ihtiyacımız oluyor.



D: Organizasyonlarda partilerde olmazsa olmazınız neler?

Hande: Kıstasımız yok aslında, maskesiz, çerçevesiz olmaz gibi bir durum yok. 

Hüma: Bir şeyleri kabataslak yapmaktan hiç hoşlanmadığımız için her şeyin detayına inerek çalışıyoruz.

Şeyma: Olmazsa olmazımız aslında her şeyin kendi içinde bir mantığının olması, buraya bir obje koyuyorsak o mutlaka bütünün bir parçasıdır, bir şeyleri tamamlıyordur. İnsanların dokunmaya kıyamadığı değil, hemen dahil olup dokunacağı, tadacağı, koklayacağı masalar ortaya koymaya çalışıyoruz.


Ofisin atölye bölümü

D: Bugüne kadar sizi en zorlayan ve en farklı hissettiren işler neler oldu?

Hande: Fatih Terim' in 60. yaş kutlaması. Öyle önemli birinin o çok özel gününü organize etmek bambaşkaydı. Sonrasında da çok büyük işler yaptık ama onun yeri ayrıdır.

Şeyma: Zordan kasıt fiziki değil aslında, tam tersi bizi kamçılayan daha güzel ne olabilir diye bizi düşünmeye, unutulmaza sevk eden bir yapısı vardı. Her gelenin ayrılmak istemediği bir alan yarattık soğuk bir otel odasından.


Bu kadar ilham veren renk ve görselle muhteşem işler çıkmaması tesadüf değil                                                    sanki ;)

D: Terim ailesinden laf açılmışken Terim Events ile bir araya gelme hikayeniz nasıl oldu?

Hande: İlk Buse Terim' e kavanoz pasta gitmişti geçtiğimiz yıl nisan ayında. Sonrasında Fulya hanımın evine Buse Terim' in arkadaşları gelecekti. Bir araya geldik nasıl bir hediye organizasyonu yapılabilir diye, tüm fikri bize bıraktılar. Kutular gitti ve biz Fulya Hanım' dan bizi çok heyecanlandıran bir telefon aldık. Çok beğendiğini detaylardan çok etkilendiğini belirtti bizi de çok duygulandırdı. Sonrasında Fatih hocanın doğumgünü derken devamı geldi. Aile olarak kariyerleriyle ilgili farklı bir yoldalar şimdi ama bizimle de kimyaları çok uyuştuğu için yaptığı işlerde bizi çözüm ortağı olarak görüyorlar.

D: Siz de artık düğün yaptığınıza göre birbirinin aynı olmaya başlayan bu organizasyon furyasında yol nereye gidecek? Ne gibi yenilikler göreceğiz?

Hüma: Şu an bir vintage furyası var düğünlerde.

Şeyma: Bundan sonrasında her şey daha "eğlence" temalı olacak bana göre. Gelenler bir sahne şovu izliyormuş hissine kapılacak. Dünyada da buna doğru bir yönelim var.

Gamze: Hem teknolojik eğlence hem de insanların içinde bulunduğu eğlence.


Ofisteki birbirinden güzel fotoğraflar Şeyma' nın objektifinden...


D: Gelin ve damat unutulmaz bir düğün yaşamak için sizce ne yapmalı?

Hande: Kendileri gibi olsunlar ve ne istediklerini bilsinler, illa trendlere bağlı kalıp birkaç yıl sonra hoşlanmayacakları seçimler yapmasınlar, "bak hala ne kadar hoş" dedirtsinler.

Hüma: Kendi hayallerini de iyi anlatmalılar ki herkes o hayalin içine dahil olabilsin.

D: Takipçilerime önerebileceğiniz evde kendileri bir parti/davet verirken dikkat edilmesi gereken noktalar neler?

Hande: Basit tutsunlar. Az çoktur fikri her zaman en iyidir. Belki bizim de hazırladığımız masalarda çok detay var ama mesaj net. Her noktada illa bir şey kullanılacak diye bir kural yok.

D: Son olarak vermek istediğiniz bir mesaj var mı organizasyonlar ve partilerle alakalı?

Hande: Hayal etmeyi bırakmasınlar bence. Hayal etmek her güzelliğin başlangıcı çünkü, ne düşündüysen ona varıyorsun. 



Bu keyifli röportaj ve içten misafirperverlikleri için Mori kızlarına çok teşekkür ediyorum ve sizleri onların yaptıkları birbirinden başarılı işlerle baş başa bırakıyorum.











Daha fazla detay için Mori Events Instagram hesabını veya web sitelerini inceleyebilirsiniz.


9 Haziran 2014 Pazartesi

Düğün Dosyası: Wedding Planner Sevda Taşçı Röportaj #8

Haziran ayının gelmesiyle beraber düğün dosyamıza son hız devam ediyoruz. Bugün Türkiye' nin profesyonel anlamda ilk gerçek wedding planner' ı ile tanıştıracağım sizi. Aslında röportaj önceki hafta gerçekleşti, Instagram' dan takip ettiğiniz üzere, ancak kayıttan çözümleme yapmak o kadar vakit alıyor ki o araya illa başka yazılar da giriyor :)



İşte, Sevda Taşçı ile keyifli söyleşimiz ve insanı kucaklayan bir sıcaklıkta ve gusto sahibi birine yakışan zevkte dekore ettiği ofisi...

Decoridea: Sevda Taşçı' yı tanıyalım öncelikle.

Sevda Taşçı: 1,5 yıl Conrad Hilton Hotel' in cluster satış ofisinde yer aldım, ardından 1 yıl Four Seasons Bosphorus' un açılışını yaptık. Bunlar dünya çapında büyük markalar elbette ama onun öncesinde benim ciddi bir backgroundum var. İstanbul Üniversitesi turizm bölümünü bitirdiğimde sırtıma çantamı alıp Londra' da bir ailenin yanına yerleştim. Orada 7 yıl kaldım. İlk amacım çok planlı bir insan olarak hem İngilizce' mi daha da ileri seviyeye taşımak, iyi bir master yapmak ve aynı zamanda çalışmaktı. Masterımı turizm yerine uluslararası işletmede yapmaya karar verdim çünkü beni sadece iç piyasada turizm sektörüne taşımakla kalmayıp uluslararası alanda çalışmama ve o vizyona sahip olmama olanak sağlayacaktı. Orada çok tanınan bir catering firmasında çalışmaya başladım. Master bitimiyle birlikte bana çalışma vizesi alarak orada devam etmemi sağladılar ve ekibin başına satış müdürü olarak getirildim. Artık kendi yatırımımı yapmaya karar verdiğimde de Londra sayfası kapandı ve dönüş vakti geldi. 





D: Ve İstanbul...

S.T: Evet. Zaten uluslararası turizm kulübü üyesiydim. Döner dönmez teklif geldi. Kendime olan en önemli lüksüm işimin evime yakın olmasıydı. Londra' da da böyleydi burada da öyle oldu. O yüzden otel seçmemi istediklerinde tek isim Conrad' ı verdim ve başladım. 1 yıl gibi bir süreden sonra Four Seasons' tan teklif geldi ve bu kez oraya geçtim. Bu arada Londra' da 3,5 yıl Landmark London' da otelcilik geçmişim oldu. Yani hem eğitimliyim hem alaylı. Jennifer Lopez' in filmini izleyip ya da kuzenin, arkadaşın düğününü yaparak bu işe başlamadım.



Decoridea: Bride' s Project' in kapsamı nedir tam olarak?

Sevda Taşçı: Düğünün veya bize gelen kurumsal davet talebinin 5 önemli ayağı var. Mekan, dekor, ses ve ışık, video ve foto ve son olarak orkestra veya DJ. Bunların hepsi birbirini tamamlayan unsurlar. Bu hizmetleri veriyoruz ancak düğün günü gelin ve damat anlıyor ki o günkü ihtiyaçlarınıza yönelik saç ve makyaj seçimi de çok önemli. Bu konuda da gerekli yönlendirmeleri yapıyoruz. Tamamen kişiye özel çalışıyoruz, vitrinimizdeki mankenden de anlaşılacağı gibi "her şey el emeği ve size özel" mesajını vermeye çalışıyoruz. Çok titiz çalışıyoruz, bir mekana tekne yanaşacaksa teknenin uzunluğundan, inecek kişi sayısına, karşılanacak saate kadar her türlü detayı not alıyoruz. Bunun yanı sıra düğün hediyesi seçimi de hassas bir konu. Biz istiyoruz ki gün sonunda peçetesinden, hediyesine, numaratöründen isimliğine ve gelin yoluna kadar her şey kusursuz bir bütünün uyumlu parçaları olarak görülsün.



D: Davet veya düğünden ne kadar süre önce size başvurulmalı?

S.T: Şöyle bir örnek vereyim. Geçen yıl 1000 kişilik düğün için 10 gün önce aradılar. Tatildeydim, hiçbir firma içlerine sinmemiş benimle de görüşmek istemişler. Geldim görüştük, nasılsa konfirme olmaz diye geri döndüm Çeşme' ye ve beni aradılar, sizle devam edelim diye. Bu tarz son dakika işlerimiz çok fazla malesef ama ben çok seviyorum çünkü kısa zamanda bir şeyler yaratmak zorluyor ve ben zoru seviyorum. Ama mekan seçilmemiş olsa ki bu işin %50-60' ı sayılır, çok daha geniş bir süre gerekiyor. Mekan belirlendikten 2-3 hafta sonra bir toplantıda tekrar bir araya geliyoruz çiftlerle.



D: O toplantıda ilk sorduğunuz şey ne oluyor, örneğin?

S.T: Önce nasıl tanıştıklarını soruyorum. Direk sohbet havasında geçiyor ilk toplantımız. Nerede tanıştılar? Bunlar konsepte giden yolda bana ipuçları verebilecek sorular. Nasıl bir düğün bekliyorlar? Önemli olan dekor mu, eğlence mi, en iyi orkestra mı? Bunlara göre yönümüzü çiziyoruz hizmet anlamında. 



D: Neden özellikle sizi tercih ediyorlar? Yurtdışından da misafirleriniz oluyor...

S.T: Bizim düğün organizatörlerinden farkımız sadece planlama hizmetiyle kalmıyor, tasarım dekor da çalışabiliyoruz ve kesinlikle kişiye özel bir ekiple kişiye özel bir iş çıkarıyoruz. İlk 2 yılımız tamamen planlamaya yönelikti, geçen yıldan beri dekor hizmetimizi de devreye soktuk.  Sektörde 3. yılımızı kutladık ve bugüne kadar hazır bir masayı sunup "biz bunu yapıyoruz" demedik bundan sonra da demeyeceğiz. Son 2 yıldır Çırağan Sarayı' nın yılbaşı davetlerini de ben düzenliyorum. Yabancı düğünlerin (destinasyon düğünleri) yurtdışı kontakları bana yönlendiriyor çünkü benle aynı dili konuşuyor oluyorlar organizasyon anlamında. Yurtdışında yaşamış olmak, onların önceliklerini biliyor, kültürlerini tanıyor olmak beni hayatı boyunca Türkiye' de yaşamış olan diğer firmalara göre öne geçiriyor. Hintli, İngiliz, Alman, Fransız bu ülkelerden misafirlerle çok çalıştım ve beklentilerini biliyorum. Çoğu firmanın İngilizce teklif ve kontrat metinleri bile yok dolayısıyla benimle ilerlediklerinde kendilerini güvende hissediyorlar. Mesela eylül ayı için bir organizasyonum var yurtdışından, 4 günlük festival şeklinde gerçekleşecek. İlk gün tekne turu, ikinci gün düğün ve yemek, üçüncü gün kilise töreni ve dördüncü gün tüm aile brunchı şeklinde olacak.



D: Düğünü düğün yapan olmazsa olmazlar neler?

S.T: İlk kural hizmet kalitesinin yüksek olması. En güzel dekora sahip düğün olsun, hizmet kötüyse, yemek soğuksa, garsonların tavırları kabaysa, hiçbir anlamı yok o organizasyonun. İkincisi çalışan ekibin uyumu, az önce bahsettiğim 5 aşamayı kastediyorum. Ve tabii ki gelin ve damadın pozitif olması son derece önemli onların heyecanı bana, ekibime ve tüm davetlilere yansıyor, düğün de o kadar güzel geçiyor. Çiftin heyecanı bana yansıdığında ben çoğu zaman kontratta olmayan çok fazla şey ekleyebiliyorum. Çünkü o andan sonra benim imzam olacağı için her şey kusursuz olmalı.



D: İdeal düğün diye bir şey olmaz elbette ama gözünüzü kapadığınızda karşınızda nasıl bir tablo beliriyor?

S.T: En ideal düğün gelin ve damadın güldüğü düğündür. Bu önemli olayı iş gibi gören, çok stresli geçiren gelin ve damat olduğunda çok üzülüyorum. Tüm bu listeleri yaparken amaç onları sıkmak değil tam tersi yüklerini azaltmak, günlerinin keyfinin maksimumda çıkarabilmelerini, eğlenebilmelerini sağlamak. Benim en önem verdiğim bu kapıdan çıktıklarında mutlu olmaları.



D: Çiftlerle çalışırken sizi en çok hangi talepler zorluyor?

S.T: Son dakika işleri elbette beni çok zorluyor ama daha güzelini yapmak için de inanılmaz kamçılıyor. Bunun dışında pozitif olmayan çiftler yoruyor. Biri çok pozitif diğeri çok negatifse ona bir şeyleri kabul ettirebilmek zorluyor. Bazen de bu kadar iyi bir servis veriyor olmamıza, çok astronomik rakamlarla ilerlemiyor olmamıza rağmen çok kalem kalem fiyat irdelemesi yapılması biraz soğutabiliyor. Biz zaten en başında bütçe analizini yaparken her şeyi tek tek konuşuyoruz her kalemde tutarları belirliyoruz, bütçe dostu çalışmaya özen gösteriyoruz.



D: Bugüne kadarki en değişik organizasyonunuz hangisi oldu?

S.T: Bir gelinim ilk görüşmemizde her şeyi mavi ve siyah istediğini söyledi. Başta çok şaşırdık, pek rastlanan düğün rengi olmadığı için. Hayal ettik, tasarladık ve muhteşem bir sonuç aldık, davetliler de çok beğendi, herkesin içine sinen bir iş oldu. Onun dışında yine bir fashion designerın düğünü için masa ortasına mankenler yaptık ferforjeden. Eteklerinden çiçekler saçılıyordu. Kısacası çılgın gelin seviyorum ben :)



D: Fuarlara katılıyor musunuz tanıtım için?

S.T: 4 yıl boyunca Lütfi Kırdar' daki evlilik fuarına katıldım. Ancak beni çok mutlu etmedi, istediğim profili yakalayamadım verdiğim hizmetle örtüşmesi açısından. Diğer firmalardaki gibi günde 3-4 düğün yapma gibi bir durumum yok çünkü ben dörde bölünemeyeceğim gibi, başında olmadığım bir işin eksikliğini hissederim. Az ve öz olsun, tam olsun. Bu da firma yapısı olarak bazı farklılıkları doğuruyor. Belki organizasyonel anlamda bu fuarla ilgili bazı değişiklikler yapılırsa tekrar katılmayı düşünebilirim. 



D: Gelecek planlarınız nedir? Yeni projeler var mı?

S.T: Bu yeni oluşumla beraber ekibimi büyütüyorum. Asistanım Büşra iç mimar. Bugüne kadar yaptıklarımızın üzerine ne koyabiliriz diye uğraşıyoruz yaratıcı anlamda. Tasarladığımız her şeyi çizime aktarıyoruz, ben daha kafamda canlandırmaya çalışırken o hemen çizime aktarıyor ve bu çok önemli. Bunun üzerinden adım adım ilerliyoruz. Gelin damadı daha nasıl etkileyebiliriz diye düşünüyoruz. Aynı şekilde bu anlamda çiçek tasarımlarında Byoğuzhan ile ilerliyoruz, beraber çok güzel işler çıkarıyoruz çünkü aynı doğrultuda düşünüyoruz bazı şeyleri. Bunun dışında Kültür Üniversitesi Turizm bölümünde de dersler veriyorum, bu alanda da çalışmalarıma devam edeceğim.


Bu sıcacık, keyifli söyleşi ve içten misafirperverliği için sevgili Sevda Taşçı' ya çok teşekkür ediyorum ve hazırladığı birbirinden güzel düğünlerle sizi baş başa bırakıyorum...









Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...